• DİL
sosyal sosyal sosyal sosyal sosyal
Ne mutlu Türküm diyene

Mustafa Kemal ATATÜRK

A.Bülent ÜÇOK

kayinormani@gmail.com

İZNİK’İN DAĞLARINDA ÇİÇEKLER AÇAR… (3)

15-03-2018

Önceki iki yazımızda, çok önemli bir doğal alan olan Samanlı Dağlarından ve bu dağları tehdit eden Yuvacık RES projesinden söz etmiştik. Bu yazımızda ise, bu projeye niçin karşı olduğumuzu anlatacağız.

                  Her şeyden önce, “temiz”, çevreci” ve “yeşil” enerji için; ağaçların kesilmesi, ormanların yok edilmesi gibi uygulamalar, bu işin mantığına ve esasına aykırıdır. Enerjiye, özellikle de yenilenebilir enerjiye karşı olmadığımızı daha önce belirtmiştik. Ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin kendi kaynaklarımızdan sağlanması, dışa bağımlılıktan kurtulmamız ve dövizimizin içeride kalması konularını da yürekten destekliyoruz.  Ancak yenilenebilir enerji elde etmek için ülkenin en yeşil tepelerinin RES’lerle kaplanması, en billur derelerinin HES’lerle doldurulması, gerçekte ülkemiz için ne kadar büyük  bir maliyettir? Ülkemize enerji gereklidir de, doğa gerekli değil midir? Enerji sonuçta alınıp satılabilen bir metadır, en kötü olasılıkla ithal etmek gibi bir şansımız vardır. Peki, doğamızı bitirirsek ne yapacağız, enerjiye ödediğimiz paranın 100 katını versek, bir yerlerden örneğin orman havası ithal etme şansımız var mı? Bakın Körfez ülkelerine; enerji içinde yüzüyorlar ama bir parça yeşil görmek, yayla havası solumak için ülkemize geliyorlar, yer edinmeye çalışıyorlar. Bunları ülkelerine götürme şansları var mı?

                   Şimdi bir bakalım, proje uygulamaya konulduğunda Samanlı Dağlarımızda neler olacak?

- Dibine ışık vurmaz yoğunluktaki  ormanlarda, 53 adet türbinin her biri için, iş makinalarının çalışma alanı da dahil 50x50=2.500 m2’lik bir orman alanı tıraşlanacaktır.

                  -Tamamı tepelere kurulacak türbinlerin parçalarının, özellikle de türbin kanatlarının taşınması için bakir tepelere yeni yollar açılacak ya da mevcut orman yolları genişletilecektir. Çok kıvrımlı ve dar orman yollarının, 60-70 mt.’lik yekpare kanatların taşınması için ne kadar genişletilmesi ve bunun için de kaç ağaç kesilmesi gerektiğini bir düşünün.

                  -Projede üretilecek elektriğin, İznik trafo merkezine taşınması için, yaklaşık 20 km. uzunluğunda yeni bir enerji nakil hattı yapılacak. Bunun geçtiği ormanlık alanlar 50 mt. eninde tıraşlanacaktır.

                  -Bu kesim işlemleri sonucunda, orman dokusu yaralanacak ve parçalanacak, yaban hayvanlarının yaşam alanları daralacak, dağılacak ve yok olacaktır. Yetkililer, kesilecek ağaçların yerine yenilerinin dikileceğini söylemektedirler. Yüzlerce yıllık ağaçları kesip, onların yerine kaç tanesinin tutacağını, kaç tanesinin büyüyeceğini bilmediğimiz fidanların dikilmesi, tahribatı azaltmaz. Orman, bir ağaç tarlası değildir. Ormanı ekosistem yapan, içinde kuşların ve kemirgenlerin barınabileceği yaşlı ve kovuk ağaçlardır. Bunlar da en az yüz yılda oluşur.

                  -Çok sayıda türbin bir arada olduğunda; rüzgar rejimini etkileyecek, ısı artışına neden olacak ve nemi azaltacak. Yani sonuçta bölgenin iklimini değiştirecek. Bu durum, çok hassas olan orman ekosisteminin tamamen çökmesine yol açacaktır.

                  -Türbinler etkinleştiğinde, çevreye sürekli ve yüksek desibelli ses yayacak. Bu sürekli ses, hareket ve gölge etkisi, bölgede yaşayan insanlarda “rüzgar türbini sendromu” denen patolojik bir duruma neden olurken, bu etkilere çok daha duyarlı olan orman hayvanları üzerinde çok daha olumsuz sonuçlar yaratacaktır.

- Rüzgar türbinlerinin doğaya en somut zararından biri de kuş göç yolları ile ilgilidir. Kuş göç yolları üzerine, orman alanı olmasa bile rüzgar türbini kurulmaması gerekir. Yuvacık RES’in yapılacağı bölge çok önemli bir kuş göç yoludur. Hem kıtalararası göçler, hem de özellikle kış aylarında İznik ve Sapanca Gölleri arasındaki iç göç hareketleri bu bölgeden geçer. Dolayısıyla uluslararası sözleşmelerle koruma altında olan pek çok tür dahil olmak üzere yerli ve göçmen kuşlar bundan büyük zarar görecektir.

                  -Türbinler devasa boyutlarıyla bölgenin genel panoromasını tümüyle değiştirecektir.  Örnek vermek gerekirse, ortalama bir cami minaresi 20-30 mt. yüksekliğindedir. Oysa bu türbinlerin yalnızca kuleleri, 92-110 mt. boyundadır. Buna bağlanacak pervanelerin çapı ise 82-130 mt.’dir. Böylece yerden kanat ucuna kadar en az 133-175 mt. boyunda dev yapıların, üstelik bir de hakim tepeler üzerinde yer alması, bölgenin doğal görünümünü tamamen yok edecektir.

                  - Türbinler birbirlerine yeraltı elektrik kabloları ile bağlanacaktır. Bu kadar geniş alanlarda kazı yapılması, bölgenin su kaynaklarını bozabilecektir.

                  -Rüzgar türbinlerinin bitkilerin tozlaşması ve arılar üzerinde menfi etkilerinden söz edilmektedir, bölge tarımı olumsuz etkilenecektir. Ayrıca, yıldırım düşmesi ve yangına neden olma, radyo - televizyon ve telefon frekanslarının bozulması, kışın pervanelerden kopup fırlayan buz parçalarının uzak mesafelerde bile hasara yol açması gibi pek çok olumsuzluğa neden olmaktadırlar.

                  -Samanlı Dağlarında, Yuvacık RES projesi ile komşu, lisans ya da önlisans aşamasında 8 tane daha RES projesi vardır. Bunlardan bir tanesinin yapılması diğerleri için emsal oluşturacak, bölge ormanlardan arındırılıp, rüzgar türbini tarlasına dönüşecektir.

                  -Mevcut hukuki duruma göre, Güriş firmasının, ağaç kesimine ve inşaata başlaması için yasal engel yoktur ve 2018 Nisan’ında işe başlayacakları söylenmektedir. Oysa bahar ayları, doğadaki hayvanların özellikle de kuşların üreme ve yuvalanma dönemidir. Bu aylarda ormanda çalışma yapılması ve ağaç kesilmesi, binlerce yuvanın tahrip olmasına ve yavruların ölmesine yol açacaktır.

                  -Bölgenin, doğal - kültürel yapısı ile çok önemli bir organik üretim ve kırsal turizm alanı olduğunu ve bu konularda yatırımların başladığını, doğaseverlerin bu bölgeye yerleştiklerini ve arazi talep ettiklerini daha önce belirtmiştik. Bu projenin uygulamaya konulması ile, bölge bu özelliklerini ve artık oluşmaya başlayan marka değerini tümüyle yitirecek, köylünün tek varlığı olan arazileri önemli ölçüde değer kaybedecektir.

-Rüzgar türbini teknolojisi nispeten yeni bir teknolojidir. Yaygın olarak son 10-15 yıldır kullanılmaktadır. Yeni teknolojilerin insan sağlığına, çevre ve doğaya olan pek çok olumsuz etkisi ancak 50-60 yıl sonra somut olarak anlaşılabilmektedir. Gelecekte, yukarıda saydıklarımızın dışında, bir çok olumsuzluğun daha ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir.

                  Sonuç olarak; Yuvacık RES projesinin yer seçimi kesinlikle yanlıştır. Bu proje, yalnızca yapımcısı Güriş firmasına maddi yarar sağlarken, hem bölgemize hem de ülkemize zarar verecektir. Gelecek yazımızda, Samanlı Dağlarımızın ve üzerinde yaşayanların layığınca korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için yapılması gerekenleri ele alacağız.

                  A.Bülent ÜÇOK